Uluslararası İlişkiler ve Dış Siyaset Penceresinden Otomotiv Sektörüne Bakış ve Fırsatlar



Amerika merkezli hareketle, kur üzerinden başlatılmak istenen kriz, bölgesel jeopolitik durum ile bir araya gelince, gerek seçimler, gerek de iç siyasi hareketler ile bir süredir zaten baskı altında olan Türk Ekonomisini son 10-15 yılın en uzun ‘’dar boğazına’’ sokmuş olabilir. Aslında işaret fişeği, geçen sene Mart ayında, Trump’ın çelik üzerinden oynadığı, gümrük vergileri ile atıldı. A.B.D Yönetimi Dünya’ya, gümrük tarifeleri üzerinden, adeta gözdağı veriyordu. Hemen arkasından ilan edilen ‘’bağımsız derecelendirme kuruluşu raporları’’ yeni tarifeleri taçlandırır nitelikteydi. Ülkemiz ekonomisinin, kur ve uluslararası finans kurumları yoluyla sınandığı bu süreçten çıkış, orta ve uzun vadede fayda sağlayacak, kalıcı ve köklü reformlarla olacaktır. Bu zorlu süreç doğru aşılırsa, uzun vadede kalıcı istikrar ve sürdürülebilir büyüme için bir fırsata dönüşebilir.

Türkiye gibi, bölgesel güç olmuş, oyun kurucu olma hedefiyle, günümüz dinamiklerine göre stratejik ortaklıklarını gözden geçiren bir ülkenin, siyasi ve ekonomik ilişkilerinde, tek bir merkeze veya yöne bağlı ilerlemesi dönemi artık sona erdi. Bu bir rota değişikliğinden ziyade, yeni bir yönetim anlayışıdır. Buna, çağın gereksinimlerine uyum sağlamak, değişen şartlar karşısında, reaktif değil, pro-aktif davranmayı öğrenmek de diyebiliriz. Kartların yeniden dağıtıldığı, eski kutupların adeta ‘’eriyip’’, yeni, ‘’çıkar amaçlı dönemsel birlikteliklerin’’ oluştuğu bu süreçte, ekonomik ve siyasi istikrar, her şeyden çok önem kazanmış durumda. Önümüzdeki dönem, kutuplaşmaların değil, herkesle ilişki kuran, ama işine geleni yapan ve yaptırabilen ülkelerin dönemi olacak!

Ekonomik istikrar için gelecek halen AB’de!

Dış Ticaretinin %60’dan fazlasını Avrupa ile yapan Türkiye, bu zorlu süreçten, istikrarlı ve kontrollü bir ekonomik program ve sürekli güncellenen hedefler ile umulandan çabuk çıkacaktır.

AB Üyeliğimiz birçok yönden tartışıladursun, Türkiye, AB Üyesi birçok ülke ile çoktan bütünleşmiş durumda.  Başta Almanya olmak üzere, Hollanda, İtalya ve Fransa’nın ülkemizdeki yatırımları, Türkiye’de kurulu tüm yabancı şirketlerin yarıdan fazlasını oluşturuyor. Türkiye bu süreci daha da hızlandırmalı, kurulu şirket sayısını gelecek 5 yılda, en az iki katına çıkarmayı hedeflemelidir.

Türkiye’nin hedefi başta otomotiv olmak üzere her sektörde, AB ile daha hızlı bir ekonomik ve ticari bütünleşme olmalıdır. Özellikle hükümet kanadında, Avrupa’dan gelen yabancı yatırımı hızlandıracak çalışmalar yapılarak, Türkiye’de kurulu şirket sayısı arttırılmalı ve ticaret savaşlarına ‘’birlikte ve destekleyici şekilde beraber karşı durulması’’ sağlanmalıdır. (Sözde) stratejik ortaklıklar dönemi artık sona ermiş görünüyor. Gün, çok yönlü, ekonomik-ticari ortaklıklar dönemidir.

Avrupa, Türkiye’yi sonunda fark etti (mi?)

Avrupa kıtası, gerek yaşlanan nüfusu sebebiyle, gerekse alt yapı bütünlüğüne bağlı durgunluğa çıkış için, uzun süredir yeni pazar arayışında. Özellikle son 5-10 yılda, sadece İtalya’dan Türkiye’ye gelen yatırıma bakarak, ‘’yanı başlarında uyuyan devi’’ henüz fark ettiklerini söyleyebiliriz. Türkiye, bu fırsatı lehine kullanmalı, başta otomotiv olmak üzere, millileşme süreci için ihtiyaç duyulan tüm sektörlerde, teknoloji ve know-how transferinde, AB firmaları ile işbirliğine gitmelidir. Yakın geçmişte İtalya ile

başarı ile ortaya konmuş, savunma, inşaat, enerji ve demiryolu sanayi işbirliği projeleri, otomotiv sektörüne de örnek teşkil etmelidir. Yerli araba projesi, yeni bir işbirliği platformu olabilir. 

Autopromotec Fuarı, üreticilere yeni işbirlikleri için fırsat sunuyor!  

İç veya dış talep daralması yaşanan bu gibi dönemlerde, uluslararası fuarlar, her zaman bir çıkış kapısıdır. Aftermarket sektörünün, Avrupa’daki en önemli uluslararası buluşma noktalarından olan “Autopromotec Uluslararası Otomotiv Ekipmanları ve Aftermarket Fuarı” sanayiciye tam da böyle bir imkân sunuyor. 22-26 Mayıs 2019 tarihleri arasında, Bologna’da, 28. kez kapılarını açacak olan Autopromotec, 2017’de 158.000 m2’lik 14 holde ve 30.000 m2’nin üzerinde açık alanda gerçekleştirildi. 53 ülkeden 1.599 firmanın katıldığı Fuarı, 113.616 profesyonel ziyaret etti ve 30’u aşkın Türk firma fuardaki yerini aldı. Fuara Türkiye’den, ilk günden beri, 27 kez katılmış firmalarımız olduğunu düşünerek, İtalya Pazarı’nın son derece önemli fırsatlar sunduğunu söyleyebiliriz.  Uzun yıllardır, profesyonel olarak yakinen takip etmekte olduğum İtalya Sanayisinin, Avrupa Pazarı haricinde, Orta Amerika, Ortadoğu ve Uzak Doğu gibi, farklı pazarlardan gelen satın alma heyetleriyle iyice cazip bir hal alan Autopromotec Fuarı’nı, kaçırmamanızı öneriyoruz!